Ana Sayfa

RUHUL FURKAN TEFSİRİNDEN :

CİLT:3 (SAYFA 35-57 AYET-EL-KÜRSİ)

AYET-EL KÜRSİ(Bakara Sureyi Şerifesinin 255. ayeti kerimesi)  NİN TEFSİRİ

AYETEL KÜRSİ

MEALi ŞERiFi ( 255 )
Allah (-u Teala Hazretleri), kendinden başka hiç bir ilah olmayandır. 0, Hayy (kendisine mahsus, evveli ve sonu olmayan bir hayatla diri) dir, Kayyum (varlığında kimseye muhtaç olmayan, diğer bütün varlıkları da mukavvim,bütün mahlukatın idaresini bizzat yürütmekte olan) dır. O’nu, ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nun dur. Kendi izni olmadıkça O’nun yanında (manevi huzurunda) şefaat edecek (aracılık yapacak) kimdir? 0, (yarattıklarının) önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini-geleceklerini, yaptıklarını-yapacaklarını ,bildiklerini-bilmediklerini, açıkladıklarını -gizlediklerini; dünyalarını-ahiretlerini hulasa her şeylerini) bilir. (mahlukatı) O’nun ilminden (malumatından), kendisinin dilediğinden başka, hiç bir şeyi (n hakikatını, özünü) ihata edemez (kavrayamaz) lar. O’nun kürsisi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onların muhafazası, O’na ağır da gelmez. Ve ancak 0, çok yücedir, çok büyüktür.

iZAHAT
İmam-ı Fahrır Razi, Mefatihul Gayb isimli tefsirinde şöyle buyurmuştur: Şu bilinsin ki, Allah-u Teala Hazretleri’nin, bu kitabı kerimindeki yüce adetlerinden biri de, tevhid (birliğini ispat), ahkam (hükümler, emir ve ne­ hiyler) ve kisas (Kıssalar hakkındaki) ilimlerini birbiriyle içiçe zikretmesidir.
Kıssalan zikretmesinden maksadı ise, ya birliğinin delillerini iyice yerleştirmek veya emir ve yasaklarının yerine getirilmesi hususunda mübalağa yapmaktır. En güzel yol da, bu şekilde mevzuları birbiriyle iç içe anmaktır. Çünkü insanı bir mevzuda devamlı meşgul etmek yorgunluk getirir.
Bir ilimden diğerine geçmek ise, gönlü açar ve kalbi ferahlandırır. Sanki kişi, bir memleketten diğer bir memlekete, bir bostandan diğer bir bostana göçmüş veya diğer bir lezzetli yemekten diğer lezzetli bir yemeğe geçmiş gibi olur ki, bunun, daha lezzetli ve iştah açıcı olduğunda hiç şüphe yoktur.

Mevla Teala Hazretleri, bundan evvelki ayetlerinde, birçok hikmetleri ihtiva eden hüküm ve kıssaları zikrettikten sonra, şimdi de tevhid ilmiyle alakalı en büyük ayeti kerimeyi beyan etmiştir.
Bu ayeti kerimeye kendisinde bulunan: “KÜRSi” lafzından dolayı: “Ayetel Kürsi” denir ve bu ayet, Kuranı kerimin seyyidi (efendisi) ve en büyüğüdür.Kurtubi tefsirinde zikredildiğine göre, bu ayeti celile-i cemile geceleyin inmiş , Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Zeyd (Radryallahu Anh) ı çağırarak bu ayeti kerimeyi yazdırmıştır.Muhammed İbn-i Hanefiyye (Rahimehullah) den rivayet edildiğine göre: Ayetel Kürsi indiğinde, diünyadaki biütün putlar ve krallar yere düşmüş ve başlarından taçları yuvarlanmıştır.Şeytanlar, birbirleriyle çarpışarak kaçıp, İblis’in yanına toplanmşlar ve ona bu karışıklığı haber vermişlerdir. 0 da, bunun sırrını öğrenmelerini kendilerine emredince, hemen Medine’ye varıp Ayetel Kürsi’nin indiğini öğrenmişlerdir.Ruhul Beyan tefsirinde zikredildiğine göre, Allah ismi şerifi, doksan dokuz Esma-i Hüsna’nın (en güzel isimlerin) en büyüğüdür. Zira Mevla Teala’nın bütün sıfatlarını toplayan zat-ı Pak-i Sübhaniye’ye delalet etmektedir.Diğer isimlerinin her biri ise ancak ilim ve kudret gibi tek tek manalara delalet etmektedir. Ve bu isim Mevla Teala’nın isimlerinin en hususisidir. Çünkü bu isim ne hakikaten, ne de mecazen başkasına kullanılamaz.Kadir, Alim, Rahim isimleri ise, başkalarına da kullanılabilir. Kulun, bu isimden nasibi, bütün kalbiyle ve himmetiyle Allah-u Teala’da müstağrak olmasıdır. Yani denize düşeni su kapladığı gibi, onu da Mevla Teala’nın nurunun kaplamasıdır.Bu misal da, ibare darlığındandır.Çünkü su, insanın sadece dışını kaplamakta, Mevla’nın nuru ise, kişinin her zerresine işlemektedir. Ancak bu Zatı Paki Sübhaniye itibariyle değildir.Daha doğrusu Mevla’nın zatı hakkında hiç bir söz yeterli değildir:
‘’sübhane mellaa yeğrifühüü illa hüve.’’
“Zatını, kendisinden başka hiç bir kimsenin bilemeyeceği zatı tesbih (noksan sifatlardan tenzih) ederiz.”

İşte bu isimden nasibini alan bir kul; Allah-u Teala’dan başkasnı görmez. Ondan başkasına iltifat etmez. Ondan başkasından bir şey beklemez. Ve O’nun gayrinden korkmaz. Nasıl böyle olmasın ki, 0, bu isimden, ancak Allah-u Teala’nın,mevcudu hakiki(gerçek varlık sahibi)olduğunu,kendisinin ise,ancak onunla var olduğunu ve Allah-u Teala’dan başka her şeyin fani,halik(yok olucu) ve batıl (boş) olduğunu ,anladığından evvela nefsini, halik ve batıl görür.

 

DEĞERLİ KARDEŞLERİM VE GÖNÜL DOSTLARIM:
ZİYARET ETMİŞ OLDUĞUNUZ www.ruhulfurkan.com ve www.ruhulfurkan.info SİTELERİ ŞAHSIM TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.
AMACIM BU EŞSİZ ESERİN TANITILMASINA,OKUNMASINA VE DAĞITILMASINA BİR NEBZEDE OLSA KATKIMIN OLABİLMESİ.
DEĞERLİ OLANLARLA DEĞER BULABİLMEKTİR AMACIM.
UMULUR Kİ:DEĞERLİ ŞEYHİMİN TECELLİSİNE MAHZAR OLABİLEYİM.

 

mahmut-ustaosmanoğlu-5

Asrın Müceddidi

Ruhu’l-Furkan
Mahmud Efendi Hazretlerinin en hacimli eseri, Ruhu’l-Furkan adlı natamam tefsirdir. Tefsir “rivayet” tarzına daha yakındır. Fakat eserde yer yer “işari” manalara da rastlanmaktadır. Ruhu’l-Furkan, içerisinde fıkhi meseleleri barındırması cihetiyle “ahkam tefsiri” özelliğini de taşımaktadır.

 Tefsirde önce ayetlerin kelime anlamları verilmekte, sonra mealleri, ardından da tefsirleri yapılmaktadır.
Ruhu’l-Furkan’da fıkıh, kelam, tasavvuf gibi temel İslami disiplinlerle alakalı meselelerin derinlemesine tahlil edilmesi, Mahmud Efendi Hazretleri’nin İslami ilimlerdeki derinliğini ortaya koyması açısından ayrıca önemlidir.
Mahmud Efendi Hazretleri tefsirinin mukaddimesinde niçin böyle bir çalışmaya başladığını açıklarken şunları söylemektedir: “Kur’an-ı Azimu’ş-şan’ın manasının kelime kelime anlaşılmasına çok hevesli olduğumuz sohbetlerimize iştirak eden kardeşlerimiz tarafından yakinen bilinmektedir.
Nice büyük alimler, Kur’an-ı Kerim’i Türkçe tefsir ederek, bu büyük kitabın manasını anlama hususunda milletimizin ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Bu yüzden ziyade aciz olan bu kardeşiniz böyle büyük bir işe girişmeyi bu zamana kadar düşünmüş dahi değildi. Ancak hicri 1407 senesi şaban ayının Beraat gecesinde Ravza-i Mutahhara’da bulunduğumuz sırada Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem tarafından vaki olan manevi bir işaretle, bu mühim işe başladık ve yukarıda geçtiği gibi kelime-kelime mana verilmesine ziyade ihtimam göstererek yola çıktık.”
Tefsir yazımının tedris ve irşat faaliyetleri ile birlikte yürütüleceğini, bu yüzden eserin tamamlanmasının uzun bir zaman alacağını söyleyen müellif, okurlarından bu özrünün kabulünü istirham eder.Halen yazımı devam eden tefsirin Şu anda 18.cildi basılmıştır.Eserin 30 cildi aşacağı kuvvetle muhtemeldir.

efndihz3ustaosmanoğlu2